Muhammed Bozdağ Şiirlerinden Örnekler…

183
Muhammed Bozdağ
Muhammed Bozdağ
Aşkla İmtihan

Orta okulda ve lisede, şiir yarışmalarında birinci seçilen Muhammed Bozdağ, üniversite yıllarında,  “Bu zamanda şiirle hizmet olmaz.” telkininden etkilenir ve şiirlerini kaydettiği defterlerini 1988 yılında yırtıp atar. Bozdağ’ın şiirlerinden geriye kalan bazı örnekler:


Acele Et


Islanmak istiyorsa çatlamış saçların
Bahar kokulu toprağın yüreği gibi
Yağmur sonsuza dek yağmayacak
Acele et
Aç göğsünü şimdi ufuklara, durmadan kalbin

Acele et
Yıldızların arasından senin yıldızını görelim
Ve senin çiçeğini çiçeklerin arasından
Kış gelmeden bahar bahçesindeki yerine yetiş
Bir defa kopacak son fırtına
Bir tane sen, bir defa sen, bir defa son

Muhammed Bozdağ Üniversite Yılları
Muhammed Bozdağ Şiirleri

Bir daha şimdi bulamayacaksın
Şimdilerinden başka bir servetin yok senin
Şimdiki şu şarkıyı bir daha duymayacaksın rüzgârın kucağında
Bu dans, ağaçların uğultuyla dansı bitecek son Güneş batmadan
Bir defa doğup, bir defa batacaksın
Yarınki Güneş de senin gibi bir defa doğacak
Bakınca yüreğinle bak gözlerine sevdiklerinin
Acele et batıyor Güneş

Bugünün tabutu dünün ardından yola düşmeden
Avuçlarının toprağı son öpüşünü yürekten hisset
O meyvenin her milimini damağında duy
ve tüm yapraklarını kokla çiçeğin
Acele et kervan göçüyor


Gerçek Muhabbet


Muhammed Bozdağ üniversite
Muhammed Bozdağ Şiirleri

Çiçeklerle yalnızca arılar mı buluşur?
Yalnızca rûzgâr mı dokunur ağaçların saçlarına?
Sadece yıldızlar mı seyreder parlak yüzlü Ay’ı
Yaratılışın ihtişamıyla kucaklaşmayı ben de isterim
Ben de varım diye haykırırım
Ben de arıyım, ben de rûzgârım, ben de yıldızım

Bizler göçtüğümüz kabirde bekleyen kimsesiz garibanlar
Dünya dönüyor, günler, geceler geçiyor üzerimizden
Avuçlarım şakağımda karanlık, elbisem ıslak
Bulut tamtamları duyuluyor dışarıdaki bahardan,
Gençlik anılarımdan kalan kokusunu tadıyorum
Kış gidiyor yaz geliyor ben burada dirilişi beklerken
Dostlarımdan uzak bu gizemli yerde yapayalnızım

Bazen geçmiş yıllarımın hasreti dirilir yüreğimde
Fışkıran volkan gibi kabrimden geri çıkmak isterim
Topraktan başımı kaldırsam yemyeşil
Bir daha buluşsam bahar bahçeleriyle
Neredesin dar kafesimde özlediğim Güneş
Neredesin yüreğimde gizlediğim sevgili

Ey çiçeklerini giyinip süslenen yeryüzü
Ey kelebeklerle sekerek koştuğum gençliğim
Ey Ağustos böcekleriyle şarkı söylediğim dağlar
ve beni beşikteki bebekler gibi sevindiren denizler
Sizi bana sunan Rabbime şükredemedim
Dinmiyor bu yüzden bu yürek sızım
Muhammed Bozdağ


Hayaliyle Cennet Oldu


Bir ıstırap sundun bana
iç dedin
gözlerimden yudum yudum içmişim
yeryüzüne parça parça saçılmış kalbim
saçlarımdan püfür püfür dumanlar
tutam tutam, avuç avuç saçlarım

Muhammed Bozdağ Şiirleri

Bir dağ yaptın yollarımda
geç dedin
tepe taklak, baş üstünde geçmişim
zulüm kustu zalim mahluklar bana
yüreğim kan, ciğerim alev alev
parça parça, bölük pörçük yüreğim

Duyguları tek tek dizdin yoluma
seç dedin
içlerinde sevgi vardı, kin vardı
kan doldu gözlerim, kin doldu
sevsem ateş, sevmesem bin bir ateş
ezdi beni, yıktı beni aşklarım

Ümitleri kapattın sımsıkıya
suç dedin
dağlar ördün aramıza, diken diktin
delinmez dağ parçaları, aşılmaz bu yol
ayaklarım delik deşik, kucağımda dağlarım
yapayalnız, hüngür hüngür ağlarım.

Öfke duydum bu karanlık döngüye
çık dedim
debelendim, al kan oldu ellerim
Yaradansız bataklıktan çıkılmaz
Sığındım kâinatın Yüce Rabbine
Rahmetiyle cennet oldu bu batak
Muhammed Bozdağ


Ümit bağlayan biziz


Birleşik renklerdeniz, sevgiyle yoğrulmuşuz
Şu muhkem binamızı deliyor neden nefret
Yıllarca eğmişler de, çok yeni doğrulmuşuz,
Çok yorgun bir haldeyiz ya Rab bizlere medet

Mücadeleler her an gırtlağımızda bizim
Bir mikrop ezilince bir yenisi tünüyor
Musibetler geliyor, üst üste dizim dizim
Ufukta ama kime bir felah görünüyor

Ya Rab bize olsaydı, cidden halimiz malum
Şu çölde çok hasretiz bir yudum olsun suya
Şu millet dirilirken ne acı olur ölüm
Düşmanlar ayaktayken lanet olsun uykuya

Evet biz ümitvarız, o felah bize gerek
Ona kavuşmak için en çok ağlayan biziz
Mevlanın huzurunda pişman boyun eğerek
Sonsuz merhametine ümit bağlayan biziz (31/07/1989)


Boş hayatın hesabı


Gün gelip hesabını verirken hayatımın
Utancı kaplar beni çirkin günahlarımın

Sorulur ne eyledin, nerde çürüttün seni
Eski kahroluşlardan almadın mı hisseni?

Sana ikaz geldi de, söyle neden uyudun?
Gafillerin durağı cehennem idi, duydun.

Ve ben bin rezillikte alnım çakılmış yere
Eyvah olsun koca ben çürütülmüş boş yere

Dört yanımda kâinat nefret duymakta bana
Bana düşman cehennem gelmekte yana yana

Eyvah, eyvahlar olsun, şimdi ne yapayım ben?
Nasıl af dileyeyim o ateşe girmeden?

Rabbim, cidden suçluyum, sözüm yok söyleyecek.
Dilim kahroldu gitti, nasıl af dileyecek.

Vaktiyle dinlemedim o yüce peyamberi
Şimdi beden çok uzak o sevgilinin yeri

Bu korkunç meydanlarda terk edildim kimsesiz
Ey Rabbim ben seninim, ben ne ederdim Sensiz

Birgün gelecek o gün, bugünden yaşıyorum
Kalbim gözlerim ıslak, dolmuşum taşıyorum. (02/08/1989)


Kurtar beni ey Allah’ım (1985)


İsyankardım bir zamanlar
Dağları aştı günahım
Dört yanımda cehennem var
Kurtar beni ey Allah’ım

Başımı koydum yoluna
Dileğim kabul oluna
Rahmet eyle bu kuluna
Kurtar beni ey Allah’ım

Hak yolunda çıksın canım
Uğrunda dökülsün kanım
Yüceliğine hayranım
Kurtar beni ey Allah’ım


Yalan aşklar (1985)


Dağlar dağlar, kardeş dağlar
Kalbim coşmuş, gözüm ağlar
Sevdiğimi kayıp ettim
Yollarımı kimler bağlar

Bülbül gibi sesi vardı
Dünya kışken o bahardı
Mecnun gibi geziyorum
Yüreğimi hasret sardı

Sazım olsa söyler idim
Yolcu görsem eyler idim
Sevdiğimden haber sorup
Garp garip ağlar idim

Gözü kara kaşı kalem
Görmedi mi onu âlem
Nerelerde kayıp ettim
Öldürecek beni elem

Sensiz dünya hayal olur
Yalan aşklar masal olur
Haktan sapar ise ölmek
Muhammed’e helal olur


Geldik milletim (13/02/1985; 03.10)


Aşk ile coşarak koştuk meydana
Kimimiz aç susuz kimimiz yetim
Zulüm de hücum da edilse sana
Sabreyle mesut ol geldik milletim

İçkiye kumara yok dedik elbet
Sigarayı attık, çok dedik elbet
Oyuna karnımız tok dedik elbet
Zaferi sevgide bulduk milletim

Zalime sus dedik susturduk gayri
Rüşvetçi memuru küstürdük gayri
Katili bağında astırdık gayri
Hikmetle yaşayıp dolduk milletim

Masumu yürekten seveceğiz ha!
Âlimi ilmiyle öveceğiz ha!
Fesatperestleri döveceğiz ha!
İlimle, irfanla dolduk milletim

Genç nesil kol kola coşacak bir gün
Hakka hizmet için koşacak bir gün
Yarın şehit olur, yaşasın bugün
Kararmış kalpleri yendik milletim

Muhammed fakirdir, fakir konuşur
Servete kapılan hakir konuşur
Bugün şiddet değil, fikir konuşur
Taklidi kalplerden sildik milletim


Ey Muhammed ne diyorsun?
Gaflettesin, gidiyorsun
İnanan can feda eder
Sen ne feda ediyorsun? (30/04/1985)


Her nesilde yetişse sahib-i seyfü kalem
Emperyalizm kahrolur, esir olmaz bu âlem (28/08/1986)


Ben bir yazarım, yazma yolunda
Ben bir şairim şiir yolunda
Ben bir insanım İslam yolunda
Mahvolsun yürüyen şeytan yolunda
Kahrolsun ey şeytan senin ordun da. (14/08/1982)


Özlenen okul (ortaokuldan sonra okuyamadığı bir yıl, 1981, ilk şiirlerinden)


Başıma kondu acı bir dert tacı
Okumaya son verdiğim gün sonu
Seyredersin okula hey hayalci
Gitti artık, getiremezsin onu

Her ayrılan insan böyle mi ağlar
Bu büyük eşsiz hazine malını
Sesimi dinleyin hey büyük dağlar
Gördünüz garibin en son halini

Ağlamak yakınmak bir şey anlatmaz
Bilgisizlik görgüsüzlük dışında
Dertli insan hayatını dağıtmaz
Umutla yükselir, büyük bir aşkla


Gözler


Gözler bir çift cehennem bir çift alev kümesi
Bazen sevgiye mezar, bazen kalbin kafesi

Bazen cennettir gözler, bembeyaz ve simsiyah
Bazen saadet dolu, bazen simsiyah günah

Bil ki yüksek saadet hürmetli sözlerdedir
Bu hayatın cenneti utangaç gözlerdedir

Ne olurdu şu gözler sahtekar olmasaydı
İki yüzle, inatla, nefretle dolmasaydı


Herşey yerden fışkırır, gözünü açar, bakar
Dört bir köşede hayat, böyle geçer her bahar

İnsan kendisi için, eşeği hamal yapar
Çok yük taşısın diye nalına çivi çakar

Her işin sorulacak, yarın ne diyeceksin?
Ölmem de gitmem deme, sen de çürüyeceksin.

Günüm, günüm ah günüm, sonun gelecek bir gün
Eyvah bomboş harcadım, vefat etti dünkü gün

İnsanlar hep gaflette, oynaşta hep insanlar
Haksız sebeple akar nice masumdan kanlar

Senle ben o meydanda yan yana geleceğiz
Sen çaldın ben oynadım, ne cevap vereceğiz

Gafil insan ey gagfil, cehennem doldu yeter
Sana verilen müddet, elbet bakında biter

Baba ölüp de kaçma, kaçıp gitmedi aslın
Kalk da hesabını ver içi boş kalan neslin


Rabbe Giden Yol


Kalbim hasretle yanar, binbir arzu hayalim,
Dünya boş, madde esir, maddeperestler zalim

Hasretim, birbir arzum, sonsuza dek yaşamak
İçmek bal şurubundan, al gülleri koklamak

Şurda şu kadar yakın, selvilerin ardında
Dedem orada mesut, o sonsuzluk yurdunda

Kalbim, dünya az sana, yetmez sana kâinat
Ne bu dünya arzusu, ne bu tükenmez inat

Herşey Rabbem dönecek, deişemez bu kanun
Eşya, çicek ve çocuk, Ruh, madde herşey O’nun

Onunum ben ey kalbim, vicdanım, ben O’nunum
Onsuz zifir, ıstırap, O’nsuz yok oluş sonum

Rabbim Senden başkası ve Sesiz her mekan zulüm

Asıl somsuz saadet Senin yolunda ölüm

Rabbi düşün, Rabbi bil, Rabbe inan ey hayal
O’nsuz bütün gözler kör, O’nsuz bütün diller lâl (11/08/1992)


Sana cesaret gerek


Kalbi heyecan dolu, kalbi alevli gencim
Koş, bağır, feryat eyle, bak tükendi direncim

Toprağımın bağrında çiçek açacak nesil
İlmi al, başına koy, kini ez, inadı sil

Ben mahzun Anadolu, ben mazlum Anadolu
Kış ve gece koynumda, kalbim gam ve kan dolu

Sana şevk gerek gencim, sana cesaret gerek
Harap olmuş yurdumu, sen sularsın severek (30/01.1993; 00.10)


Genç Kahramanlar için


Ne hazindir, koca gençlik kan ağlar
Kurtarmaya uzatan az elini
Bu duruma geryat ediyor dağlar
Çok bilenler düğüm yapmış dilini

Nerdesiniz gerçekleri görenler
Allah için tutun bizi kaldırın
İşte şurda kalpleriyle ölenler
Sırt dönmeyin, bu feryada aldırın

Genç mücahit, şimdi sana ihtiyaç
Çık meydana, uzan artık düşene
Muhtaçlara tüm kalbini şimdi aç
Yeni kalpler kurtulmalı her sene

Sensin yarın şahikaya çıkacak
Bu cemiyet sana hasret unutma
Batıl yollar yenilmekten bıkacak
Tek yardımcın Yüce Rabbi unutma (31/07/1989)


Müttefik müminler


Hasret kalan ittifak, yolumuzu gözlüyor
Duyduumuz şu sesler hasedin ölümüdür
Uzaklara kaçmayın, duyun şu kalp ne diyor
Gelin ey din kardeşler, bugün birlik günüdür

Her gün saldırır bize, fitneci canavarlar
Aramıza çok kötü hileleri sokarlar
Şeytani hilelerle gücümüzü kırarlar
Gelin ey din kardeşler, bugün birlik günüdür

Bugün hatta geç bile, dün olmalıydı bunlar
Yaralı gönüllerden akmamalıydı kanlar
Çoktan gürlemeliydi, coşku dolu imanlar
Gelin ey din kardeşler, bugün birlik günüdür (31/07/1989)


Bize gel kardeşim


Sıyrılmak isteyen bütün yükünden
Hayattan kaçışan dertli kardeşim
Âtin daha vahşi geçen gününden
Kaçmakla bitmiyor, kaçma kardeşim

Bil artık küfürdür sana saldıran
İnkârdır kalbini nâra çeviren
Hasettir huzurunu ateşe veren
Kapat şu yolları açma kardeşim

Gelip de görseydin keşke huzuru
Bizimle tatsadın şu bitmez nuru
Mekânı yıkmadan İsrafil Sur’u
Cennet varken nâra düşme kardeşim (02/08/1989)


Elveda dostlarım


Bugün elveda dostlarım işte bana yol göründü
Sonumu gördü de kalbim, bembeyaz renge büründü

Elveda sana ey dünya, gidiyorum, dertli hazin
Bir daha seni göremem, biliyorum yoktur izin

Gidermişim bu alemden, hangi dostun derdine ne?
Kimi unutmaya muhtaç, sefahat lazım kimine

Ben hasretle ayrılırken, dökerken gözyaşlarımı
Ne acıdır göremedim candan arkadaşlarımı

Gözler, kulaklar ve eller şimdiden elveda diyor
Gafil kalp bak bütün mülkün, seni bırakmış gidiyor

Sen bir ömür arayıp da, terini döktüğün nerde?
Sırt dönüp bakmazken sana, kaldın mı düştüğün yerde?

Gelmedi mi asırlardan aziz Peygamberin sesi?
Duymadın mı o sedadan, ebedî dünyan neresi? (08/09/1989)


Birgün gelip de bize, elveda diyeceksin
Öteye kaybolurken, tek kefen giyeceksin
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Bir gün uğrayıp ölüm beni alıp gider de
Ararım geçmişimde, hani sevabım nerde?
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Adım adım yol akar, demet demet ilimler
Aç kalbini hikmete, nurla silinsin kirler

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Tek hedefin bir şöhret, bir sada bırakmaksa,
Çekirge seni geçer bir yaz topraktan çıksa (18/03/1990)


Ramazan


Geldin yine çok şükür, yetiştin imdadıma
Kalbimi sarmıştı kir, kin basmıştı bağrıma

Sensiz zehir sedasız, sensiz zindan günlerim
Sensiz dünya sırtımda tam onbir ay inlerim

Ben ahlaka muhtacım, imanı yaşamaya
Onbir ayın hasreti nasıl sığsın bir aya

Gitme, geri gel, gitme, gitme, bekle Ramazan
Sende gürlesin kalbim, sende çınlasın ezan

Sende secde edeyim, sende çöküp diz üstü
Rabbimi sen sevdirdin, gitme koyup yüz üstü (16/04/1991)


Sen de sustun mu çocuk?


Bir karıncanın sesini duydum
Güneşin dalgalarında kavruluyorduk
Dev bir dalgaya çarptı gemimiz
Karınca sustu, ben de sustum

Sonra yine bir karıncanındı sesler
Bir buçuk tane ağaç vardı güvertemizde
Birinin saçları uzundu
Elimiz dev bir dalgaya daldı
Bir tutam kandı her şey

Tekrar sustu karınca
Otlarımız yandı
Açtı hayvanlarımız
Hepimiz suskunduk
Bir dalga daha geldi güneşten
Bir tutam kan elimizde yine

Bir zamanlar karıncalar şen şakrak öterdi
Meğer göçmüşler dünyadan
Elimizde kan ve kanımız ellerde bizim
Toprak altında gemimiz
Batan bizim gemimizdi
O batmıştı, ben batmıştım

Şimdi başka karıncalar konuşuyormuş
Bir hoş seda senin gül bahçende
Şimdi yüzen senin gemin, çocuk
Dilin var ya! Yani nerede sesin?
Neden nefesin berzahımdan kesili?
Ötüşlerini duyuyor musun çocuk?
Yoksa sende mi sustun
Nerelerde gemin senin?
Sen de mi hazırlıksız yakalandın batmaya (25/05/1994)