Sizi küçükken öldürme tehditiyle evlendirselerdi ne yapardınız?

324
Aşkla İmtihan

 

Diyanet İşleri Başkanlığının kendisiyle ilgili, muhtemelen yanlış anlama veya saptırma içeren bir haberi acilen tekzip etmesi gerekir. Bu sıralar evlilik öncesi sorunlara dair yeni kitabım üzerinde çalıştığım için konuyla ilgili haberlere duyarlıyım.

Az önce gördüğüm haber özetle şöyle: Diyanet İşleri Başkanlığının “Zorla nikâh geçerli midir?” şeklindeki soruya verdiği cevapta, “Zorla nikâhın Hanefilikte geçerli olduğu, Osmanlı’nın zorla nikâha izin vermediği, nikâhın evleneceklerin karşılıklı rızalarını ifade etmesini içeren bir akit olduğu” belirtiliyor imiş. Baştan sona çelişki! Haberin vurgulanan tarafı ise çok kötü! HAYIR! ZORLA NİKAH MEŞRU OLAMAZ!

Bu haber güney doğu şehirlerimizdeki reşit olmamış küçük kız çocuklarını baba tehdidiyle evlendirilme zalimliğine kapı açan bir felaket haberdir. İnsanın mahremiyetini paylaşma sözleşmesini ifade eden nikâhın geçerliliği için bizzat evlenenlerin rızası şarttır. Evlilik kararı büyük bir sorumluluktur, vebaldir ve kararı verecek kişi kendisini sorumlu kılacak şeyi özgür iradesiyle vermek zorundadır. İlk evlilikte kız evladının rızasının yanı sıra velisinin de (anne- baba) rızasının gerekmesi ayrı bir husustur. Her şartta, kız evladının özgür rızası yoksa zorla yapılan törenin adı nikâh değil, tecavüzdür.

Diyanet İşleri Başkanlığı acilen bu haberdeki yanlış anlamayı düzeltmeli ve kızın rızası alınmadan evlendirmenin Kur’an’a aykırı bir zalimlik olduğunu avazı çıktığı gibi bağırabilmelidir. Bana yazarlık hayatımda onlarca, -saymadım- belki de yüzlerce mektup geldi zorla evlilik üzerine. Anadolu, zorla evlendirilmek yüzünden kan ağlayan kadınlarla ve ateş basan yuvalarla doludur. “Çocuktum, bilmiyordum, babam zorladı, yoksa seni öldürürüz dediler, başka çarem yoktu.” tarzında şikâyetler benim yüreğimde hala yana bir ateştir. Zorla evlilikler yüzünden işlenen yığınlarca cinayet var. Zorla evliliklerden çok sayıda terörist, zina, ihanet türedi. Reşit olmuş kızını ikna etmeden, rızasını almadan zorla nikâhlamak Kur’an’ın bir bütün olarak ayetlerinin lafzına da, ruhuna da ve bu konuda bir kısım hadislere de apaçık aykırıdır. Hiçbir mezhep görüşü apaçık ayetlerin ortaya koyduğu iman esaslarına aykırı yorumlanamaz; yorumlanırsa da savunulamaz.

Bizim hukukumuz hamdolsun zorla evliliğe asla bile bile izin vermez. Kim yarın bir gün de Meclise zorla evliliğin önünü açacak bir kanun taslağı getirirse Allah’ın laneti ve kahrı onun üzerine olsun. Kim zorla evlendirmeyi savunursa Allah onu perişan etsin.

Zorlama ile rıza arasında ince bir çizgi vardır. Zorlarsınız, ikna olur veya ailesini kaybetmek yerine isteksizce razı olur. Ama karşı koyma gücü vardır. İstese gücü hayır demeye yeter. Babasını karşısına alsa Devlete sığınabileceğini, canının korunabileceğini bilir. Karşı koymak yerine rızayı sezer.

Bir ölümcül zorlama da vardır ki, asla istemediği halde, güçsüzdür, kendini savunamaz, kaçacak, yardım alacak kimseciği yoktur, canından veya benzeri bir şeyden korkar, çaresizce evet der. Başka tek çaresi yoktur. Canını sığındıracağı birisi olsa da ona ulaşamaz veya ona sığınmanın yolunu yordamını da bilemez. Bu ikincisi asla rıza değildir. Zalimliktir! Birinci tip zalimlikteki nikâh geçerli sayılır; ama ikinci tipteki kesinlikle tecavüzdür. Çok sayıda kız evladı zifaf gecesi intihar etmiştir bu yüzden.

Babasının tehdidiyle zorlanan bir kız evladı “Ailemi kaybetmektense evet diyeyim.” demişse o nikâh dinen geçerli olur; yani o zifaf zina olmaz. Zorlayan hesabını Allah’a verecektir o ayrı mesele. Bu nikah geçerlidir diye bu zorlamayı yapan baba zalimliğin hesabını vermeyeceğini zannetmesin.

Fakat öteki tarafta,  hele de 17 yaşından küçük kızına, öldürmekle veya töreden gelen ürkütücü bir tehditle iradesini yok sayarak tecavüz ettiren baba zalimdir. O tecavüzü ettiren imam da, şahitler de, tecavüz fiilini işleyen oğlan da ve bu durumu derhal Devletin kurumlarına şikâyet etmeyen akrabalar da, gereğini yapmayan Devlet de Allah indinde birer zalimdir.

Bir masum evlada zorla tecavüz ettirme fiiline sebep olanlar perişan olsunlar. Elimden gelse yemin ederim bunu yapanları en ağır şekilde tereddütsüz cezalandırırdım. Zorlamanın yol açtığı feci hikâyeleri hatırlayınca gözyaşı döküp beddua etmekten başka bir gücüm yok. Diyanet İşleri Başkanlığı asla zalimliğin önünü açıcı muğlak bir söylemle topluma mesaj vermemeli; hakkı ve adaleti açık ve net savunmalıdır. Dr. Muhammed Bozdağ