Keçi Dergisi: Sevgi Zekası üzerine…

345
Muhammed Bozdağ
Muhammed Bozdağ
Muhammed Bozdağ
Muhammed Bozdağ

Sevgi herşeyin temelidir.

Aşkla İmtihan

8-Haziran-2007

Keçi Dergisi: Sevgi Zekası üzerine…

 

–                Ben öncelikle SEVGİ ZEKASI adlı kitabınızla başlamak istiyorum. Kitabı ben de okudum. Sorumu sorarken, okuyucularımıza da şu tavsiyede bulunmak isterim; BİR BAŞUCU KİTABI DAHA KAZANDIZ sevgili okuyucular. Nasıl oluştu bu kitap Sayın Bozdağ? Bize önce bundan bahseder misiniz?

 

Düşün ve Başar, Ruhsal Zeka ve Sonsuzluk Yolculuğu derken, tüm gelişim yolculuğunun odağında etkili olan birincil soruna odaklandım. İlerlerken algılanan hisle, gerilerken algılanan hissi karşılaştırdım. Okuyuculara, gözlemlerine göre insanlığın en önemli sorununun ne olduğunu sordum. Benim gördüğüm ve binlerce okuyucu mektubundan yansıyan şuydu: Sevgi açlığı çekiyoruz. İnsanlar yokluk içerisindeyken ünden maldan makamdan mutluluk edineceklerini düşünüyorlar, ama umduklarına ulaştıklarında ummadıklarıyla yüzleşiyorlar: Gerilim, üzüntü, depresyon.

Modern ve zengin Batı toplumları derin bir gerilim içerisinde. Dünya mutluluk sıralamasında ABD 178 ülke arasında 150 nci sırada. Biz de 98’deyiz. Demek ki modern makineler çağı iyice içimize girmiş ve bizi genetiğimizin gerektirdiği mutluluk vesilelerimizden koparmış.

Bu gözlem üzerine sevgiye odaklandım. İki yıldır gözlem ve araştırmalarımla derinleştirdiğim araştırmalarımı nihayet duygusal zeka kapsamı çerçevesinde bir sevgi zekası modeliyle üretmeye karar verdim.

Ruhsal Zeka hayatımızın arka planında gizlice işleyen bir kader planına işaret ediyordu. Sevgi zekasıysa, misafir olduğumuz dünyadaki tüm varlıkları sevebilme becerimizin araçlarını sunuyor.

Hayatımızı etkileyen ve yaşantımızı paylaştığımız temel varlıklara odaklandım. Anne-baba, eş, çocuk, kendimiz, malımız mülkümüz, hayvanlar, bitkiler, vatan millet, arkadaş, nihayet Allah ve peygamber sevgisiyle tamamlanan bir içerik oluşturma ve algılama yolculuğu.

Sevgi Zekası
Sevgi Zekası

Sevdiğiniz bir dünyanın sevdiğiniz varlıkları arasında yaşarsanız kendinizi mutlu hissedersiniz. Çalışmak, üretmek ve paylaşmaktan sevk alır ve hayatla kaynaşırsınız. Duygusuz modern teknolojinin kalbimizi kuşatmasına karşı bir meydan okuma arayışı içerisinde olmalıyız. Teknoloji nereye varırsa varsın bizler hala insanız, hala aşık oluyoruz, eş seviyoruz, doğuyoruz, hastalanıyoruz, yaşlanıyoruz ve ölüyoruz. Hayat değişti ama biz ilk insanlardan beri hala aynıyız. Hala kadınlar Hz. Havanın kızları, hala erkekler Hz. Ademin oğullarıdır.

 –                Ben okuyucuların mutlaka okumasını tavsiye ettiğim bir kitapla ilgili çok fazla detaya girmek istemiyorum soracağım sorularla. Ama tek başına zeka sizce sevgisiz midir?

 

Biliyorsunuz zeka yaklaşımı yeteneği yapılandırma ve haritalandırma çabasıdır. Şimdiye kadar zihinsel beceriler IQ yaklaşımıyla, duygusal beceriler EQ yaklaşımıyla haritalandırıldı, Bu arada zeka yaklaşımlarının farklı versiyonları türedi. Biz de hayatımızın akışındaki şans kaza tesadüf görüntüsüyle gelen kader faktörüne dikkat çekmek için fizikötesi bir zeka yaklaşımını önerdik Ruhsal zeka modelimizle.

 Zeka bir yeteneği edinme, ona hükmetme ve onu amaca en uygun biçimde kullanabilme becerisidir. Sevgi tüm yeteneklerin çimentosu ve hızlandırıcısı gibi kullanılabilir, ama bu tercihe, algılamaya ve çabaya bağlıdır. Zihinsel zekası süper bir çok insan topluma felaket olabilmiştir. Duygusal zekasını kullanarak yalanını gizlemek suretiyle yükselen bir çok insanın içindeki kin de zaman içerisinde insanlığa acılar yaşatabilmiştir. Liderlerin hayatlarından bu farklılıkları okuyabilirsiniz. Yüksek IQ veya EQ mutlaka yüksek sevgi anlamına gelmez.  Sevgisiz de geliştirilip kullanılabilirler, sevgiyle de.

Sevgi zekası bize hayata refah içinde tutunan tutunamayan, ünlü veya ünsüz herkesin, kısacık dünya hayatında muhteşem bir huzur atmosferine bürünmesinin araçlarını sunuyor. Kurnazlık içermiyor, ikiyüzlülük taşımıyor. Çünkü doğası buna izin vermiyor. Bir çok yetenek rolcülükle maskelenebilir; ama sevginiz içinizdekidir. İç dünyanız muhteşemse, dışınıza da o ihtişamı akıtırsınız. İçinizdeki algı sizin ve toplumun vicdanıyla barışıksa, onu gizlemek istemezsiniz.  İlişkileriniz içinizi ortaya çıkarttıkça sevginiz ve sevilirliğiniz yayılır.

–                Sevginin iyi ahlakla örtüştüğüne siz de inanıyor musunuz? Çünkü kitabınızda buna ilişkin önemli satırlar gözüme çarptı.

Doğru tespit etmişsiniz. Tüm duygular gibi sevgi de iki yönlüdür. Sevgiyi üretip geliştirmek bir yetenek, ama sevginin kendisi başıboştur, iyiliği sevmekten zafer ve huzur, kötülüğü sevmekten de kin ve gözyaşı doğar. Seveceksiniz de, neyi ve nasıl seveceğinizi doğru seçmeniz gerekir.

Dolaysıyla duygunun niteliğini ahlaktan ayrıştıramazsınız. Neyi sevip neye soğuk duracağınız hangi ahlak anlayışına dayandığınıza bağlıdır. Hiçbir ahlaki anlayış kalmazsa insan sadece nefisten gelen anlık zevk tatminine odaklanır ki toplumsal acılar böylesi bağımlılıkların ürünü olmuştur. Örneğin çıkar için öldürmeyi ahlaki bir değer olarak meşru görmek teknik olarak mümkündür ve böyle bir huydan, değer algılama biçiminden cinayet çıkması beklenir.

Duygularımız çekirdek olarak hepimizde vardır ve kökleri aynıdır. Herkes sevinmeyi, üzülmeyi veya tiksinmeyi bilir. Ama, bu duyguları hangi paradigmalar çerçevesinde anlamlandıracağımız ahlak anlayışımıza bağlıdır. Çıkarına aykırı da olsa doğru durmayı ahlak olarak benimsemeyen, dürüstlüğü ahmaklık sanacaktır ve buna samimiyetle inanacaktır.

Modernist felsefe insanlığa seküler bir ahlak sunma arayışındadır. Oysa insanı dünyada tesadüflerin doğurduğu dünya toprağında bitip dünya toprağında çürüyecek bir bitki gibi görürseniz, hukuktan gizlenebildiğiniz yerde, hesabını vermeyeceğinizi sandığınız kötülüklere düşebilirsiniz. Oysa biz inanıyoruz ki insanı Allah yaratmıştır ve insan dünya dışı boyutlara da hitap eden derin ruhsal cihazlar taşıyor. Böyle bir insanın kullanım kılavuzunu ve onun için en huzur verici ahlaki paradigmayı her halde onun var edicisinden iyi bilen olamaz.

–                Peki sevgi mi zekayı besler yoksa zeka mı sevgiyi?

Gözlemlerim ve deneyimlerinden şu sonuca ulaştım: Zeka dış dünyayı kavrayış çabasının ürünüdür, ama sevgi bir ahlak felsefesi gözlüğünden, anlamın manevi değerini algılama çabasından doğar. Çiçeklerin güzelliğini fark edemeyen koyunun ot yeme zevkinden gelen sevgi gibi dar cisimsellikten, resimde şiirde yansıyan, vefada, saygıda parlayan manevi değerlere kadar çok geniş bir sevebilme okyanusunda yaşıyoruz. Sevgi zekamız daraldıkça, tattıklarımızın zevkiyle sınırlı hayvanlarınkine yakın bir sevgi alanında hapsoluruz. Bu yüzden sevgi farklı bir şey, çok özel bir incelik ve gelişmesi zihinsel zekaya sanıldığı kadar bağlı değildir. Doğuşta en gelişkin olarak getirdiğimiz bu yönümüzdür.

Muhammed Bozdağ
Muhammed Bozdağ

–                Neden sevgi zekası demeyeceğim çünkü okuyucuların bu kitabı okumalarını salık veriyorum ama şunu öğrenmek istiyorum: Sevgisi olan zeka bir denge olabilir mi?

 

Toplumsal huzur arıyorsanız, kesinlikle evet. Hayat kısa ama iniş çıkışlar aralıksız birbirini izliyor. Sürekli kaynaşıyor, hareketli bulutlar gibi ilerledikçe de şekil biçim değiştiriyorsunuz. Rollerden rollere giriyorsunuz hayatınız boyunca. Bu süreçte sevinmekle üzülmek, kazanmakla kaybetmek, çalışmakla dinlenmek, tüketmekle paylaşmak, almakla vermek arasında bir denge kuracaksınız. Hayat yüz metrelik vur kaç veya kapkaç oyunu değil. Bir maraton yürüyorsunuz üstelik dünya bu maratonun minicik bir bölümü. Dünyadan sonraki hayatın ilk basamadığına göçeceğiniz gün göreceksiniz ki, geride bıraktığınız hoşsedadan ve sevgiden başka zerre önemsediğiniz bir değer bulamayacaksınız. O gün sadece sevdiklerinizi özleyeceksiniz.

Ama, doğru ifade etmeliyim, sevginin kendisinin de dengelenmesi gerekir. Bir çok insan da dengesiz sevgi denizinde boğulup gidebiliyor. Fani değerleri Yaradanı unutarak sevmek genellikle acı çektirir. Kalbiyle sevdiği arasına Yaradanı koyansa hiç karamsarlığa ve gerçek hüzne düşmez, düşürülmez. Sevginin kaynağından kopmayan sevgisiz bırakılmaz ki.

Sevgi insanı cesaretlendirip direnç veren en önemli güç vesilesidir. Düştüğünüzde kalkma gayreti, kaybettiğinizde kazanma ümidi, ağladığınızda gülme beklentisi sevginizin doğru yapılandırılmasına bağlıdır.

–                Bugün iyi insan tanımı hatta iyi insan çok revaçta değil gibi genelde. İyi olduğunuzda sanki karşınızdakiler hemen faydacılığa soyunuyormuş gibi. Bu sorunu sizin kitabınızla çözebilir miyiz? Ya da böyle bir görüşe katılıyorsanız insanlar nasıl bir iyi yol izlemeli ki çok zarar görmesinler?

İyi insan olmanın ne denli derin bir erdem ve hayran bıkarakan bir şeref olduğunu çok iyi bilirsiniz. Üzgünüm ki, söylediğinizde haklısınız. Zaten Peygamberimiz de (asm) nice mahzun yaşayacağımızı, “Ahirzamanda ümmetim içerisinde en az bulunacak şey helal para ve kendisine güvenilir arkadaştır.” Sözüyle önceden bildiriyor bize.

İyi insan gözden düşünce toplum huzur mu buluyor? Bana bana hep bana diyenler keserin sapın ve hesabın bir gün tersine döneceğini görecekler.

Doğrudur, modern kültür dünyacı, maddeci, zevkçi kültürdür. Ahlakın evrenselleştirilmesi dinlerin sagı görmesine bağlıdır. Aşkın bir varlık inancından doğan kutsallık algısını yitirirseniz ahlaki değerlerin çoğunu derinlemesine içselleştiremezsiniz.

Ben kişisel gelişim paketlemesi çerçevesinde yazıyorum. Medya pek benden bahsetmez, ama kitapların yüzbinlere ulaştığını görebilirsiniz baskı sayılarından. Benim adandığım şey, kişisel gelişim paketlemesi altında şuur altımıza dikte edilmeye çalışılan bireycilik, çıkarcılık, maddecilik, zevkçilik rekabetçilik gibi kavrayışların doğru modellerini üretip tanıtmaktır. Bu Mevlana, Yunus gibi Anadolu’da kurulan en huzurlu, barışçı ve paylaşımcı medeniyetin gönül öncülerinin bize öğrettiği ve kazandırdığı şeydir.

Bize erdem ve başarı satan Batı toplumları mutsuz. Zenginlik toplumun yüzde onunda odaklandı. Altta kalanın canı çıkıyor. Herkese huzur taşımayacak bir felsefeden hayır ummam. Tabii ki yapmaya çalıştığım hayatın tümünü saracak gerçek huzur ve başarının bize dinimizde yer alan eşsiz değerlerde yattığını hissettirmeye çalışmak.

Kötülükler yaygın, delilikler artıyor. Ama biz kötülüğe ve deliliğe katkıda bulunanlardan olmamaya çalışmalıyız. Kendini kötüye kullandırmamanın yolu kötü olmak değildir. Haksızlıkla üste çıkan, haksızlıkla alta düşecek eninde sonunda… Biz emin adımlarla yürümeliyiz hayat yarışında. Hayata evrensel inançların gözlüğünden bakabilmeliyiz.

–                İnsan inancıyla sevgi zekası arasındaki bağla ilgili bize bilgi verebilir misiniz?

İnançlarımız içselleştirilmiş değerlerimizi oluşturur biliyorsunuz ve değerlerimiz de kişiliğimizi örgüleyen alt yapıdır. İnançlarınız olgulara verdiğiniz anlamları biçimlendirir. Anlamlar onlardan çıkacak duyguları şekillendirir. Hayatta adalet olmadığına inananın penceresinden her şey adaletsiz görünür, adalet yansımalarını göremez. Hayat çok enteresandır. Aynı manzarada tıpkı bir hologram gibi binlerce farklı görüntü algılayabilirsiniz. Nasıl baktığınıza bağlıdır bu.

–                Zeka deyince insanlar zekilik olarak algılayabiliyor olabilir. Sevgi zekasındaki zeka sizce nasıl bir zeka?

Tabii zeka kavramını çok duyduk ve herkes kendi algısına göre bir içerik yüklüyor bu kavrama. Sevgisel zeki demek, gözleri çakmak çakmak olmak, leb demeden leblebiyi anlamak demek değildir. Sevgi sebeplerini hızlı ve doğru okumak ve bunları öz hayatında sağlıklı yansıtabilmektir. Duygusal zeka kapsamında yapılandırdım sevgi zekası araçlarını. Sevgi sebeplerini okumaktan, sevgi algısını dengelemekten, dengeli ifade etmekten ve içeriğini canlı tutarak sevgiyi sürdürmekten geçen dört araç kullanıyoruz sevgi zekasında.

–                Size göre her şeyin bir zekası var mıdır?

Zeka yeteneği ifade eder biliyorsunuz. Dünyayı coğrafi, siyasi veya iklimsel özelliklerine göre haritalandırdığınızda ortaya farklı görüntüler ve çizgiler çıkar. Esasen beyin tektir, kalp tektir, ruh tektir, zeka, tek dünya gibi tek bir şeydir. Sadece içeriğinin farklı boyutlarını daha iyi algılamak için farklı zeka yaklaşımları geliştirebiliyoruz. Müzik zekasından, konuşma zekasından, her yeteneğin zekasından söz edebilirsiniz.

–                Aşk SEVGİ ZEKASI’nın neresinde?

Aşkın şimdiki anlamı farklı biliyorsunuz. Eskiden sevginin muhabbetin eşdeğeriydi, ilahi kaynaklılığı ifade ediyordu. Zamanla eşlerarası düşkünlüğün ve maalesef günümüzde sadece cinselliğin ifadesi oldu. Eşlerarası boyutu itibariyle aşk sevgi zekası içerisinde küçük bir yerde. Biz sevgi zekasında hayatımızla doğrudan veya dolaylı, dünyevi veya uhrevi olan hemen her sevgi unsuru üzerinde durmaya çalıştık. Aslında gönül iklimi evrenselleşen insanın hücreleri titretebilecek enginlikteki sevgi okyanusuna göre son anlamdaki aşkın yoğunluğu aslında bird damla sayılır. Damla fanidir, söner, okyanussa hep dalgalanır.

–                Aşkın da bir zekası olduğunu düşünüyor musunuz?

Ben bu olguyu sevgi zekası bütünlüğü içerisine taşıdım. Sevgi zekası açısından baktım aşka da. Tabii ki eşlerarası ilişkilerin sağlıklı yönetimi de büyük bir yetenektir. Ama bütünsel bakmak lazım. Sonuçta iki insandan söz ediyorsunuz. Duygusal zeka veya sosyal zeka ilişkilerin sağlıklı bir zeminde sürdürülmesi için geliştirilir. Ama eşlerarası ilişkiler bir kandırma, inandırma, etkileme oyunu olmamalıdır, aynı zamanda içten olma, içiyle dışını eşitleme çabası olmalıdır.

–                Bugün insanlığın yaşadığı sıkıntılara ve ruhsal kapanmalarına karşı sevgi zekasını geliştirmek ne gibi açılımlar sağlayabilir bize?

Medeniyetimiz hızla parıldar. İnsanların hepsi değilse de iyi niyetli bölümü sevgiden doğan temizliğin okunduğu sokaklara akın etmek isterler. Sevginin çöktüğü aileler yaşıyor mu? Hatta sevgisini yitiren insan yaşamaya dayanabiliyor mu? Sevgisini tüketen bir millet niçin yaşasın? Baksanıza, ülkede suç, karamsarlık yayılınca niceleri öz vatanını terk etme hayali kuruyor.  İnsan adanabileceği bir sevgi sebebi bulamazsa başıboş düşer, bir boşluğa çöküp çürüme eğilimine girer.

–                Burada şunu da sormak istiyorum, mutlaka geri dönüşler oluyordur. Genel de nasıl tepkiler, sadece kitap için sormuyorum. Yani kitabınız iyi olmuş çok beğendim, değil. Bunu nasıl yakaladınız, hayatımda bu eksikti falan, ya da böyle bir şey olmaz, siz başka bir dünyada yaşıyorsunuz şeklinde size dönen okuyucularınız oluyor mu?

Çok fazla. Bunların bazılarını bizzat görmek için yetenek.com isimli web sitemizdeki defterimizde yazılanlara bakabilirsiniz. Bazen öyle değişimler okuyorum ki, gözyaşlarına boğuluyorum. İnsanımız çok bunalmış aslında. Tüm insanlık bunalıyor. Kitabınızı okurken başka bir gezegende yaşıyorum sandım diyenler oldu. Hatta refahın artmasına rağmen bunalıyoruz. Sebepleri malum. Sırf stresten kurtulmak için kitabınızı elimde taşıyorum, yanımda olduğunu görmek içimi rahatlatıyor diyenler. Şaşıracaksınız, siz tüm kitaplarınızı okudunuz mu? Kaç kitabı iki kez okudunuz? Şu kitabınızı on kez okudum diye yazanlar var. Bu başka bir şey, bunu Allaha şükür amacıyla zikrediyorum.

–                Ben sizden diğer kitaplarınızdan da bahsetmenizi isteyeceğim, çünkü onlar da son derece önemli ve okunması mutlaka gerekli kitaplardan.

Şu ana kadar doktora tezi dışında beş kitap nasip oldu. Yayın sırasıyla Düşün ve Başar, Ruhsal Zeka, İstemenin Esrarı, Sonsuzluk Yolculuğu ve nihayet Sevgi Zekası. Sonuncusu Yakamoz Yayınlarından çıktı, öncekiler de Nesil Yayınlarından… Bu kitapların tümü de 100 ün üzerinde baskı yapmış. Ruhsal Zeka 165 baskı olmuş.

Düşün ve Başar ilk kitabım. Daha çok gençlere motivasyon amacıyla on temel başarı adımını anlatıyorum. Ruhsal Zeka, kaderin inceliklerini göstermesi bakımından çok enteresan bir kitap. İstemenin Esrarı duanın şaşırtıcı yönlerini ve etkilerini anlatıyor. Sonsuzluk Yolculuğu’na gelince, dinimizin bize sunduğu kozmolojik çerçeveyi, nereden gelip nereye, hangi sahnelerden geçerek varacağımızı gösteren, canlandıran böyle bir bütünlük içerisindeki ilk kitap diyebilirim. Öteki kitaplarım daha çok ilgi gördü, ama hayatımın en zor kitabı bu oldu.

Her an ayrılmaya hazır yaşadığımız bu dünyada bu kadar dünyevileşme fazla ve tehlikeli. Dünya için de huzursuzluk sebebi. Gelişim, gelişim, ama durun, kim olduğunuzu, nereye gittiğinizi ve bakında başınıza neler geleceğini biliyor musunuz demek istedim. Modern hayatın ruhumuzun evrensel gerçeklerimize baktıran tek ışık bırakmaması çok tehlikelidir.

–                Bundan sonraki çalışmalarınız hakkında bize bilgi verir misiniz?

Şu an Anadolu’da hafta sonları konferanslar veriyorum. Peş peşe kitaplar yazarak okuyucuları yormak da istemiyorum. Kitap yazmam, geceli gündüzlü çok derin çok uzun çabalarımı alıyor. İnsanların zamanı çok değerli, okuma fırsatları sınırlı. Tek cümle bile gereksiz olmasın istiyorum. Ama tabii ki sırada bir çok kitap hedefim var Allah ömür verirse. Elemdeki projelerden hangisine odaklanacağıma bir dinlenme arasından sonra karar vereceğim inşallah.

–                İlişkilerimizde sevgi zekamızı kullanmak için birkaç tüyo verebilir misiniz?

-Eleştirileri ardındaki niyete göre değerlendirin: Anne-baba gibi sevenlerinizin eleştirisi iyiliğinizi istediklerinden, yabancıların eleştirici de genellikle kıskançlıktandır.

-Sevilir insan olmak istiyorsanız, sevilir insan gibi yaşamalısınız: Temizlik, bakımlılık, düzen, disiplin, takdir, saygı gibi değerler tanımayan insanların da size saygı ve sevgi beslemelerine yol açar.

-Eşinizi iskeleti, teni gözüyle değil, sesi, sözleri, tutumları ve manevi değerlerinden örülü kimliği gözüyle görebilirseniz bağlılığınız derinleşir.

-Hiçbir dünyevi değeri bizzat kendisi için sevmeyin. Sevdiğiniz varlıklarla kalbinizin arasına Yaradanı koyarsanız kalbiniz asla mahzun olmaz.

-Doğaya, canlı cansız her varlığa yayılan ve yansıyan görüntü, ses, doku ve dokunsal estetik değerlerini okuma becerisi geliştirirseniz, kendinizi cennette sanırsınız.

-Zihniniz sevilir değerlere ilgili ve odaklı yaşamalıdır. Hayattan önemsediklerinizi otomatik seçersiniz ve seçtikleriniz bir süre sonra ömür boyu nasıl düşünüp hissedeceğinizi belirler.

-Ve kitaptan birkaç söz nakledeyim: Asıl kimsemiz odur ki, darlıkta dirlikte, varlıkta yoklukta bizimle olsun. Bu sabah son güneşi görseydiniz, bu gününüz dopdolu geçerdi. Dünyadan götüremeyeceğimiz değerler servet olamaz. Yanında kendimizi önemli hissettiğimiz kişinin yakınında yaşamak isteriz. Her bitki Yaradan’dan aldığı mesajı doğaya yayma yarışındadır. Dünyanın zorluklarından bunalan, hayvanların sabırlarından ders alsın. Büyüklenme köprüsünden geçen, her şeyden nefrete ulaşır. Herkes herkesi unutabilir de sadece anne baba evladını sayıklar. Ticari ahlakını yitirmiş bir milletin ekonomisini diriltemezsiniz.

Dr. Muhammed Bozdağ   Yetenek.com