Mısır ve Mürsi’nin idamı…

249
Aşkla İmtihan

-Çok zor günlerden geçiyoruz…

Geçen hafta gökyüzüne dönük cami kubbesi üzerinde bir hilalin, lazerle parladığı bir şerit alandan genişleyecek gökyüzünün yarısını kuşattığını görerek uyandım. Ümmetin içinde bulunduğu halin kalbime yığdığı hüzne bir ümit saçılıyor gibiydi.  İki gündür de İslam’ın kardeşi Mısır’ın iradesini temsil eden Mürsi’nin idam edileceği haberini öğrendiğimden beri ıstırap çekiyorum. Cehennem öfkesini hissediyorum Mısır’ın iradesini tankla çiğneyen zalimlerin ve aklını teslim etmiş taraftarlarının üzerinde… Bu sabah ise, Rusya’nın da içinde bulunduğu bir maceradan gözlerimi açmadan önce, “Ordular, hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” yazan bir levhaya bakarken gözlerimi açtım. Neler olacak Akdeniz’de, nasipse göreceğiz.

Kıyametin en ağır alametlerinin birbiri ardına sökün ettiği çağda yaşadığımıza inanıyorum. Şu an için -Allah etmesin-  dünya savaşları gibi kanlı görünmese de, neredeyse o kadar sarsıcı, mahvedici felaket rüzgârları esiyor çevremizin coğrafyalarında ve Türkiye’ye ha geldi gelecek diye yüreğimiz titriyor. Bir baraj tutuyor Türkiye’yi ve fakat o barajın zayıfladığını hissediyorum. Milletimizin ahlaken giderek bozulması ve yozlaşması karşısında da o fırtınadan kurtulamayacağımız endişesi psikolojimi bozuyor. Zihnimi çabuk toparlamasam herhalde bu üzüntünün altında ezilir giderim. Allah yüreklerimize huzur ve esenlik versin.

Yeryüzünü tek dünya devletine dönüştürüp bütün insanlığı köleleştirme idealini kararlı şekilde sürdüren gücün şu aşamadaki işi İslam coğrafyasını ve müminleri bir daha ayağa kalkamayacak keskinlikte diz çöktürmektir. Ben böyle görüyorum.  Allah’ın cennetinin yolu bir çok koldan ve kanaldan saldırı altındadır. Müslümanlar akıllarını kullanmamaları ve takıldıklarının peşine körü körüne gitmeleri yüzünden de, korkunç tuzakları göremiyor,  kendi kendilerini kahretmekten kurtulamıyorlar.

-Bir yandan ahlakımız saldırı altında… Dünyevilikten girdiler, şehvetten çıktılar.

-Bir yandan mahremiyetimiz saldırı altında… Cep telefonları aracılığıyla adım adım her yaptığımız ve yazıp söylediklerimiz saniyesiyle ve yeriyle kaydediliyor.

-Bir yandan siyasetler saldırı altında… Bin türlü idelojik kamplaşmaları türettiler toplumumuzda.

Gelelim Mısır’ın başına gelen felakete… Halk bir seçimle iradesini Mürsi’ye devretmiş. Sonra bizde 12 Eylül darbecilerinin yaptığı gibi, dış güçlerin emriyle bir bürokrat çıkıp, kendi evlatlarının ordusunu kendi milletinin üzerine yürüterek iradesini gasp etti. Şimdi bu felaket iş, “Sen bizim kurallarımızın dışına nasıl çıkarsın!” tahkiriyle idam edilen Menderes üzerinden bize yaşatılan felakete benzeme aşamasına geliverdi. Mürsi’nin idamı Mısır’ın iradesinin, şerefinin, insanlığının ve yeryüzünde var oluşunun idamı olacaktır.

Mısır ümmetin salim sığınaklarından birisi olabilirdi. Fakat küresel güçler kimsenin ayağa kalkmasını istemiyorlar. Mürsi ve diğer masum insanlar idam edilirse yürekten inanıyorum ki bu zalimliğin bedeli Mısır’a çok ağır fitneler olarak dönecek. Böylesine galiz bir zalimliğin getireceği felaketlerden inanıyorum ki topraklarını Mısır ordusu da kurtaramayacak.

Mısır’ın başına gelenleri biz tarihimizde yaşadık. Bu felaketin başımıza bir daha gelmesini istemiyorsak, Allah’a sözde değil özde ve yaşantımızla sığınmamız gereken vakit şimdidir. Dilimiz ve kalbimiz Allah’ın zikriyle dolu olmalı, evden zikirle çıkıp eve zikirle dönmelidir. Her türlü kul hakkından, haksızlıktan kaçınmalıyız. Şehvetten, şeytanlıktan ve her türlü kötülükten kaçınma azmi içinde olmamız gereken vakit bu vakittir. Bu vakitte şan şöhret, mal, mülk, savurganlık, eğlence peşinde koşmak felakete düşürür.

Şu an biz hepimiz fırtınaya tutulmuş bir okyanusta yol alan gemi gibiyiz. Tayfalardan bir kısmı gemiyi batırmaya çalışanlara hizmet ettiğinin bilincinde değil. Dev dalgalar veya bir dizi felaket ansızın gemimize çarpabilir. Bu milletin iradesini alıp bu milletin yararları için kullanmak bu zamanda kefeni sırtında yaşamaya bağlıdır. Bu ciddiyetin de ne yazık ki rol üstlenen herkes farkında ve bilincinde değildir. Allah sorumsuzluktan ve sorumsuzlardan bizi korusun. Sadece Mürsi için değil, tüm ümmet için ve tüm mazlumlar için dua edelim. Bu tutumu bir alışkanlığa dönüştürelim. Bugün şeytandan ciddiyetle kaçınırsak o zor gün gelince inşallah Allah rahmetiyle bize, dünya ve ahıretimizi kurtaracak  bir çıkış  yolu bağışlar. Muhammed Bozdağ