İrademe nasıl hükmedip, nasıl değişebilirim?

2526
İstemenin Esrarı, Dua
Aşkla İmtihan

Soru: Hocam, kendimi “kesinlikle yapmayacağım!” dediğim şeyi anında yapar buluyorum. Yaptığım işler yarım, amaçsız ve sonu kesik. 20 küsur yaşındayım ama daha kendi aklımı ve gönlümü bile fethedemedim. Böyle giderse duygusuz, başarısız, başıboş yıllar, bekliyor kapıda. Ne yapabilirim?

Cevap: Buradan çıkışın yolu ilim, öğrenmek, beyni eğitme, destekleme, sabırla mücadeledir. Aciz bir çocuğun emekleyerek yürümeyi ve dinleyerek anadilini konuşmayı öğrenmesi gibi bir azimle başaracağız.

Fakat dikkat edelim: Hiç bir anlamlı başarı ilimsiz olmaz. Hikmetli bilgiyi küçümseyenin hayata güdük kalmaya mahkumdur. Öğrenmeden yapmaya çalışmak, derin çamurda patinaj yapmaya benzer. Yüzme bilmeden denize atılan rasgele çırpınışlarla kurtulabilir mi? Bataklığa düşen, nasıl çıkacağını öğrenmemişse, her çırpınışı onu daha da batırır.

Hayatımızı edindiğimiz alışkanlıklar yönetiyor. Boş bırakktığımız zihnimize çevreden dolan ve alışkanlığa dönüşen davranışlardan rasgele davranışlarla değil, bilgili ve bilinçli çabalarla kurtulabiliriz. İnsan yanlış yoldan ancak ilimle, sanatla, nasıl başarılabileceğini özenle öğrenerek çıkabilir.

Anahtar başarıya inanmaktır!
Anahtar başarıya inanmaktır!

İradeyi iyi anlayalım: İrade karar vermek ve yapmaktır. Öyleyse beyin nasıl karar veriyor? Yapmayacağım dediğiniz şeyi neden yapıyorsunuz?

İnsan bir şeye bilinçli karar vermeden önce beyni bilinçsiz olarak o konuda karar verir. Beynimiz günün 24 saati yüzbinlerce konuyu sürekli yoğurmakta, birbiriyle ilişkilendirmekte, değerlendirip analiz etmektedir. Belli bir saniyede on milyondan fazla kimyasal işlem yaşanıyor beynimizde ve bunların çok azı bilincimize çıkıyor.

Bir çoğu bilincimize çıktığı anda zaten beyin çoktan o konudaki kararını vermiş ve bize milyarlarca vatandaşı olan bir devletin halkokuyla verdiği kararı uygulayan devlet başkanlığını rolünü oynamak kalıyor.

Peki beynimize bu kararı kim verdiriyor? Madem farkında ve bilincinde değiliz biz neden sorumlusu olalım? Biz beynimizdeki başkalarının verdiği kararları mı uyguluyoruz?

Beynimizdeki o kişiler, kişilikler birer robot gibi davranan düşünce programlarıdır. Yazılımlar gibi, içerdikleri komutu temsil ederler. Her düşünce programı bir kişi gibi beyinde yerini alır, kendini ifade eder ve nöronlar arasında bu şekilde  yıllardan beri edinip beynimize yerleştirdiğimiz milyonlarca kişi arasında yaşanan tartışmalarla bir nihai karara varılır. Daha biz farkına varmadan. Bizim farkına vardığımız an o kararın ayyuka çıktığı andır ve o anda kimi zaman karşıt görüşler o kadar güçlüdür ki beynimiz aralarında seçim yapamaz, bocalar dururuz. Beynimizin bir yönü şu iyidir bunu yap der, siz onu onaylarsınız. Ama öteki yönü bu zevklidir bunu yap der ve onun gücüne karşı koyamazsınız. Beynimizin nasıl karar verdiğine dair çok sayıda kitap detaylı nörolojik araştırmayı bilgimize sunmuştur.

Bizim burada yapmamız gereken doğru karar vermek, irademizi doğru yönde bir kararla ve eylemle noktalayabilmek için, beynimize kararımızı o yönde değiştirebilecek doneleri alabildiğine doldurmaktır. Mesela içkiye son vermek isteyen kişi her gün beynine içkinin zararlarına dair onlarca yeni bilgi girmeli ve binlerce yeni düşünceyle bunları birbiriyle ilişkilendirmelidir. Kararı bilinç değil beyin verecektir ve hangi yönde karar vereceğini hangi yönün daha fazla orduya sahip bulunduğu belirleyecek.

Bir strateji bulunduğumuz dar boğazdan çıkmamızı sağlamıyorsa yanlış olmalıdır ve onu değiştirmeli ve yeni yollar aramalıyız. Doğru çözüm yolları, yetersiz bilgiye dayanan bir akıl yürütmeyle, hayalle, zanla değil, okuyup öğrenmeyle bulunabilir.

Zihnimizde alıştığımız davranışları üreten güçlü nörolojik bağlantılar inşa olur ve bu bağlantılar davranışlarımızı otomatik yönetir. Bu bağlantılar, hayalle, düşünceyle, değerlendirmeyle, gözlemle, bilgiyle, eğitimle, egzersizle yeterince değişmeden farklı davranışlara yönelemeyiz.

Kuran: Sen şimdi sabret!
Kuran: Sen şimdi sabret!

Bir yanlışa karşı sadece “Kesinlikle yapmayacağım!”  diyerek güçlendiremeyiz irademizi. Yapmayacağım diye istediğin kadar bağır. O tek bir ordudur veya tekrar tekrar bağırırsan, aynı tüfeği kullanan tek tip bir ordudur. Karşısında yaparsa ne gibi zevkleri oldğunu söyleyen farklı silahlara sahip ordular vardır.

Öyleyse sormalıdır kendisine! Neden yapmayacak ve yerine ne yapacak? Her yeni soru ve her yeni çözüm beyne yeni bir mücadele tarzı eklemek anlamına gelir.

O yanlışa karşı, yerine koyacağınız şeyi, yapmak istediğinizi ve yapacağınız fiili iyice öğrenerek, faydalarına ikna olarak ve onun detaylarını, günlerce tekrar tekrar, değişik açılardan yoğun düşünerek onu yapmaya yönelirsiniz. Aslında düşünmek de gerekmez fazlaca… Öğrenmek, anlamak, kavramak beynin edindiği verileri düşünceyle otomatikman yoğurması için yeterlidir. Beyin düşünmeye programlıdır, yeter ki biz onu öğrenmeye kapatmayalım.  Zihin faaliyetleri yerine koyacağımız yeni davranışı her gün zihnimizde biraz daha inşa eder.

“Kesinlikle televizyon izlemeyeceğim?” diyen sorsun kendine, peki yerine ne yapacağım? Parka çıkıp yürüyüş yapacaksa ona odaklamalı zihnini ve o sesi, o görüntüyü tekrar tekrar döndürmeli zihninde.

Önerim, “Düşün ve Başar” dan başlayarak iradenizi, kültürünüzü geliştirecek bir dizi kitap okumalarına girişmelisiniz. Hayatınızı size emanet edilmiş, potansiyeli çok büyük bir proje olarak görmeli ve kendi hayatınıza dair yazarak ve yapacaklarınızı planlayarak çalışmalısınız.  Kısaca şöyle diyelim:

  • Değişecek davranışın yerine gelen davranışı belirle
  • Yeni davranışı alabildiğine detaylandır,
  • Yeni davranışın faydalarını alabildiğine öğren,
  • Yeni davranışın detaylarını ve faydalarını yaz ve yoğun düşün,
  • Bugün yapabileceklerini faydalarıyla hayal et
  • Hareketi engelleyen frenlere karşı daha yoğun odaklan
Hedefinden şaşmamak şarttır!
Hedefinden şaşmamak şarttır!

Birer çocukken, sırf anne babayı gözleyerek yürümeyi ve bilmediğimiz bir dili öğrenmeyi başardık. Sonrasında niye çökertiyoruz bu öğrenme ve yapma becerimizi ki… Bir çocuk nasıl üşenmeden, dizlerim acır, ellerim yorulur demeden emeklemişse biz de aynı azimle, öf püf demeden emekleyerek başarabiliriz.

Yeter ki öğretici kitaplarla aramızı düzeltelim. Yeter ki değişim yolunda hangi engellerin bizi durdurabileceğini kavrayalım ve onlara karşı hazırlıklı olalım. İlimsiz ve zihnimizi amacımıza odaklamayı öğrenmeden değişemeyeceğimizi başaralım.  Yapacaklarımızı doğru anlayalım ve zihnimiz yapacaklarımıza odaklansın yeter. Muhammed Bozdağ