TBMM Başkan Müşavirliğine atanmamla ilgili açıklama!

12735
Aşkla İmtihan

İftira atınca, çamuru kalacak mı? Kur’an-ı Kerim yaktığı yalanına inanıp da Kur’an hafızı bir genç kızı döverek, çiğneyerek ve yakarak öldüren cami cemaatine yapılanın benzerini, bir yalan haberi yayan tüm medya, TBMM Başkan Müşavirliğine atanan Muhammed Bozdağ’a yaptı Türkiye’de…  TBMM Başkanının yukarıdaki yazısını umursamadan…  Yaptığmıız basın açıklamasından sonra Anadolu Ajansı, Habertürk, NTV, TRT HABER de linç haberini haberini, isimlerine bağladığımız linklerde düzeltmiştir. Maalesef bu  iftiraya karşı hak aranabilecek mecralara olağanüstü şartlarda ulaşılamıyor. Hakkımızdaki yalan haberi fırsat bilerek Muhammed Bozdağ’a duydukları kıskançlıklarının intikamını alanlar, ettiklerinin hesabının kendilerine döneceğini unutmasınlar. Hamd olsun Rabbimizin zamanı gelince yeri göğü titretecek olan yüce adaletine! Sözkonusu çetin iftira günlerinde Muhammed Bozdağ aşağıdaki yazıyı yayınlamıştır:


Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’a ve değerli takipçi kardeşlerime!

-Medya’da yer aldığı üzere, TBMM Genel Sekreter yardımcılığı görevinden alınarak, TBMM Başkan Müşavirliği görevine atandığım bana söylendi. Hakkımda resmi bir suçlama yok ve hamd olsun asla da olamaz. Ne yazık ki alınmamızın yanlış zamanlamasını bilhassa medya iftira haberleri eşliğinde kullanmaktadır ve bu olay, nice masum insanların bulanık suda balık avlamak isteyenlerin iftiralarına kurban gittiğini ve gideceğini göstermektedir.

-Bütün kardeşlerim bilir ve bilsin ki, ben bu ümmetin, bu vatanın ve bu milletin sadık bir ferdiyim ve Rabbim de buradan ayırmasın. Bugüne kadar hakkın yanında olmak için Rabbime çok yalvardım. Dinimize artık hizmet edemeyeceğim gün geldiğinde dünyadan ayrılmayı Rabbimden diledim.

-Hakkımda, medyadaki çirkin haber dışında, bir gerçek suçlama yoktur. Görev değişikliği ile başka bir göreve atandım. Kaldı ki, TBMM’nin resmi kayıtları, Kurumda benim bu yapı ile mücadele etmiş ve yalnız bırakılmış bir kişi olduğumu belgelemeye yeterlidir. Zaman zulmedenleri mutlaka utandırır.

-Bir milyon okuyucuya ulaşan sekiz kitabın ve sosyal medyada yayınlanan binlerce yazının yazarı olarak, Gülen örgütünün övgüsüne yönelik hiç bir içerik ürettiğim gösterilemez. Cumhurbaşkanımız dâhil, bütün herkesin övgüler dizdiği zamanlarda dahi, çıkar için olsun bir kere övgü dizmez mi insan? Hiçbir şekilde gizli saklı işler yapanların beraberlerinde bulunduğum iddia edilemez. Okullarında okuyan çocuğumu derhal okullarından aldım.

-Sayın Cumhurbaşkanına ilk desteğimi Yeni Derginin Mayıs-Haziran 1996 sayısındaki, Bediüzzaman’ın siyaset yaklaşımı üzerine bir analiz yazımda şöyle kaleme almışım: “Belki de bu süre içerisinde RP, Tayyip Erdoğan’ın çizdiği gönül dolduran vizyonun, halkın feryat ederek arzuladığı ahrar zihniyetin en mükemmel ifadesi olduğunu keşfetme ve buna sahip çıkma fırsatını bulacaktır. Belki de çaresiz kalan taban DYP, ANAP, BBP ve RP cephelerinden kayarak yeni bir harekette çözümü bulacaktır.” (s. 22-23) Sayın Cumhurbaşkanına olan desteğimin ne kadar ne kadar tarihi ve derin olduğunun ilk belgesi budur. Fakat şimdi, milletin o yüreğinin tamamen tersine dönmesi ihtimalini hissediyorum.
-1 Kasım seçimleri geldiğinde “Onlar Tayyip Erdoğan Devrilsin istiyor? Peki ama neden?” yazımla, tüm güç odaklarına karşı sayın Cumhurbaşkanına olan yoğun desteğimi uzun bir yazıyla ifade ettim. Binlerce kişinin tartıştığı yazı sadece bizim facebook sayfamızda 700 bin takipçiye ulaştı. (http://muhammedbozdag.com/neden-tayyip-erdogan-devrilsin-istiyorlar/) Ekşi sözlük bu yazımı alıntılayıp, “tarihe bir not düşülsün sonra mazlum edebiyatı yapmaya kalkmasın!” diye yazmıştı. Ey kaderin yüce Sahibi!
-Son olarak, yeni yaşadığımız darbe felaketine karşı, “Darbe teşebbüsü ve Gülen fitnesi” başlıklı 350 bin kişiye ulaşan yazımla, yaşadığımız felaketten nasıl sıyrılabileceğimizin analizlerini yaptım. (http://muhammedbozdag.com/darbe-tesebbusu-ve-gulen-fitnesi/)

-Gezi olaylarında da, 17-25 aralık darbe teşebbüsünde de, tamamen aynı çerçevede yazılar yazdım ve muhterem anneme ağır küfürler edildi… Hepsi yerlerinde duruyor.

-Yalnızca Rabbimizin rızası ve milletimizin esenliği için en zor şartlarda dahi hukukuna sahip çıktığım sayın cumhurbaşkanı, şimdi medyada tamamen haksız, asılsız şekilde zulmen iftiraya uğrayan şahsıma bu yapılanlara susacak ve ilgisiz kalacak mı? Benin konumumda birinin siyasi makamların kapısını aşındırmasını beklenmez. Ben Rabbimin kapısındayım.
-Ben yapayalnızlığın idrakindeyim kardeşlerim. Benim ardımda, Rabbimizden ve Rabbimizin sevdiği kulların duasından başka kimsenin desteği yoktur. Olsaydı belki de bu kitaplarımı kitlelere dalga dalga ulaştırabilmeme yardımları dokunurdu. Hiçbir cemaat, hiçbir holding, hiçbir siyasi parti, hiçbir ülke benim sahibim, destekçim veya koruyucum değildir; olmamıştır. Davasını, iki üç kardeşinin desteğiyle yapayalnız anlatan bir yazarım. Bugün görüyorum ki her türlü desteğimi Allah için zannıyla sunduğum siyaset büyükleri tarafından, yazarlık itibarım düşünülmeden, tamamen haksız yere, bana bir şey sorulmadan ve söylenmeden yanlış bir zamanlama ile adım bir iftiraya müsait hale getirilerek kurban ediliyorum. Bu durumun sebebini, bilmiyorum. Eğer ben birine iftira ettiğimden kaderin Sahibi hakkımda böyle diledi ise, Rahmetinden sabır ve af dilerim.

-Rabbim, samimiyetle davasına hizmet eden bir kulunu kurban ettirir mi? Asla! Başımıza ne gelirse, Rabbimiz yazdığı için gelir. Rabbimiz ne dilerse hayrımız için diler. Makamın benim için hiç kıymeti olmaması için hep dua ettim. Peygamberimiz gibi diyorum ki, “Rabbim, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınıyorum.”

-Ben gaibi bilmiyorum. Fakat şahsıma reva görülene bakınca… Cumhurbaşkanının mücadelenin son evresinde hile ile yenileceğini bildiren, bir takipçimizin iki yıl önceki bir rüyasının gerçekleşme ihtimalinden endişeleniyorum.

-Sonuç itibariyle… Biz Rabbimize kuluz. Bizi başka kimseye kul kılmasın. Tek tek hepimizi kıyamet günü karşısına alacak. Yüce huzurunda izah edemeyeceğimiz bir kötülüğü yapmamıza izin vermesin. Cehaletle yaptıklarımız nedeniyle hatamızı düzelttirsin ve bize kahrettirmesin. Bizi fitnelere düşürmesin. Allah nefes verdikçe burada hakka hizmet etmeye devam edeceğim. Milletimiz ve birbirimiz için samimiyetle dua edelim… Dr. Muhammed Bozdağ