Anne baba olarak çocuğumuza Allah’ı nasıl anlatmalı?

Ebedi kurtuluşun ilk adımı Allah'a imanımızı derinleştirmektir.

2078
Aşkla İmtihan

Soru: Anne baba olarak çocuklarımıza Allah’ın varlığını en güzel şekilde nasıl öğretebiliriz?

Cevap: Anne babanın çocuklara Allah’ı anlatırken doğru cümleler kurabilmeleri için,  öncelikle anne babanın Allah’ı doğru tanıması, Allah ile kâinat ilişkisini kendi yüreklerinde doğru kavramaları gerekir.

Allah’ın kâinatın her zerresini yaratıp her anın her olayını bizzat yönettiğini ve her anımızda O’nun yüce huzurunda bulunduğumuzu anladığımız zaman, her sözümüzde bu ilişkiyi ifade edebilir halde oluruz. Bilincimiz, yediğimiz her lokmayı yaratıp bize lütfedenin Allah olduğunu idrak eder.

Maalesef günümüzün Batı’nın tasarladığı modern eğitimi, bize ve çocuklara bu bilinci vermiyor. Laik felsefede Allah kâinattan koparılmış. Doğa kanunlarının, sebeplerin ve tesadüflerin yaratıp yönettiği bir evren anlayışına göre cümlelere dökülmüş bir anlatımdan okutuluyor bize bütün bilimsel dersler…

Çocuklarımız bu zihin ortamındaki eğitimden her şeyi Allah’ın yaratıp yönettiğini anlayamıyor. Çünkü ısıtan güneş, yağmuru yağdıran bulut, meyveyi veren ağaç veya toprak ana diye anlatılıyor kitaplarda… Hep sebepler üzerinden bir hayat felsefesi verildiği için çocuk, “Allah nerede? Ne işi var Allah’ın bu dünya düzeninde?” diye soruyor ve bir gereklilik görmeyince de “Sebepler her şeyi yapıyorsa Allah’a ihtiyaç yok!” diye düşünüyor.

Allah’a ihtiyacını idrak etmemiş bir inanç sistemiyle mezun oluyor hemen herkes bu okullardan. Din veya ahlak dersinden bir şeyler söylense, yaz tatillerinde gidilen camilerin kuran Kurslarından bir şeyler işitilse de, bunlar okulların kazandırdığı o derin felsefeye dıştan yamatılmış gibi kalıyor öğrencinin yüreğinde. Tamam, belki de taklit olarak Allah vardır diyecek ve inanacak ama bunun derin anlamını idrak edemeyecek. Zaten bütün bu batıl inanışların zihinlerimize girebilmesinin yegâne sebebi bu imanın tanımının bize hakkıyla ve yeterince yapılamamasıdır. Çok az insana bu müşrik bilim felsefesinden uzak bir zihinle durumu kavramak nasip oluyor.

Müslümanların bile büyük bir bölümü bu eğitim düzeni yüzünden Allah’ı tıpkı Hristiyanlar gibi gökyüzündeki sakallı dede sanacaklar neredeyse. Göklerde duran ve seyreden bir şey! Sadece başa bela gelince veya kandillerde, nikâhlarda, ölümlerde akla gelen, arada bir hatırlanası bir varlık… Ne başarıyla, ne zenginlikle, ne nasiple, ne bahtla ilgisi olmayan… Sadece çocukların başına bela gelince ve birileri açlıktan ölünce veba musibet üstüne musibet devam edince suçun üzerine atılacağı ve isyan edilecek bir varlık. Geldiğimiz felaket yer burası çoğumuz için.

Oysa Allah’ın kudret eli her yağmur damlasında, her soluğumuzda, nöronlarımızın her tetiklemesinde… Bunu anlasak gerçek imanı idrak etmiş olacağız ve zaten kendiliğinden dilimizden dökülecek bu imanı izah eden anlatımlar. Böylece anne baba, Allah şu anda ne yapıyor sorusuna, çevresinde olup biten herşeyin perde arkasına dikkat çekerek cevap verecektir. Yağmurun, kelebeleğin, yazın, kışın her sahnesinin arkasındaki ilahi kudret eline işaret edecektir.

Çocuğumuza bu bakış açısıyla konuştukça Allah’ın izniyle taklide dayanmayan, gerçek ve sarsılmaz bir imanı yüreklerinde inşa etmiş oluruz. Bu tür konulardaki konuşmalarımızı çocukların bizi anladıkları andan itibaren, onlarla oynarken, beraber yemek yerken, gezideyken, her konuşma fırsatında gündeme getirebiliriz.   Bu imanı yerleştirdikten sonra çocuklarımıza ilk vermemiz gereken değerler, Allah’a şükür, minnet, saygı, bağlılık, dürüstlük, çalışkanlık ilkeleridir. Bunları samimiyetle kavrayan bir çocuk gerisini Allah’ın izniyle getirecektir. Muhammed Bozdağ