Bugün soframızda neler vardı? Açlıktan ölüyor masum insanlar!

22846
Suriye Madaya'da yaşanan açlık
Suriye Madaya'da yaşanan açlık
Aşkla İmtihan

Hepimiz yeryüzünün bu en zor zamanında sorumlu ve görevliyiz ey dostlar. Yaşanan bu acıları ciddiye alıp ayağımızı denk alma ve iyilik namına bir şeyler yapmak sorumluluğundayız.

Evimizde içilen bir tas sıcak çorbanın şükrüne vurgu yapan bir paylaşımımızda, soğan eşliğinde bir tas çorba resmi yayınlamıştık. Bizi fazilete çağıran bir takipçimiz de, hemen bir hatamızı bulmuş gibi atlayıp, onca aç insan varken böyle özenti üreten resim yayınlamamızı kınamıştı.

Bu tepkiyi gösteren o genci kınamak yerine ondan günde üç öğün yediklerini düşünmesini istedim. Sen demek, yeryüzünde onca az ve fakir varken o yuvarlak sofradaki iki kuru soğan ve bir tas çorbanın resmini yayınlamamızı görgüsüzlük olarak değerlendiriyorsun öyle mi? Peki sen ne yiyorsun üç öğün ve sofran sana bir şey hatırlatmıyor mu? Sofrana bir bak. Kahvaltında balın, peynirin, reçelin, yumuşak ekmeğin yok mu? Emin misin? Öğlen aç mısın? Ya akşam kaç çeşit yiyorsun evinde? Facebook profilinde kullandığın resme bakıyorum,  yeterince beslenmiş görünüyorsun. Bu resme tepki göster tamam, ama böyle değil. Asıl kendi sofranda ne yediğini düşün de yüreğin titresin.

O akşam bu olayı kendi soframızda otururken çocuklarıma aktardım. Bilinçlendirmeye çalıştım. Kıyamıyoruz yemeklerimize. O açlıkları görüyor da hiç aç kalmıyoruz. Empatimiz dahi yok. Yeterince yürekten değiliz. Kör ve sağır davranıyoruz gerçekten. Burada kendi adıma ben de maalesef yüreğim yanması gerektiği kadar yanamadığı için üzgünüm. Uyuştuk. Kılımızı kımıldatmıyoruz çoğu zaman. Lafta kalıyor ümmet bilincimiz.

Vefat etmiş bir Suriyeli babanın elinde bir not buluyorlar. “Evlatlarım filan adreste aç, susuzlar, Allah rızası için onlara un verin.” diyor not. Un olsun, ölümden kurtulmalarına yetecek. İnsan kaçakçılarına para verecek imkânı olan milyonlarca  vatansız kalmış Suriyeli yeryüzüne dağılmış çil yavruları gibi… Milyonlarcası yurdundan kımıldayamadan açlıkla pençeleşiyor. Ne büyük felakete düştük biz. Bu felaket hepimizin başına gelebilir. Yarın Allah emrederse Türkiye halkı da aynen Suriye halkının çektiğini çekebilir.

Benim rahmetli büyük dedemden nakledilen hatıralar hala hafızamda. Dedelerimiz bu günlerin benzerini bir asır önce yaşamış. Ruslarla savaştıkları Erzurum Palandöken dağlarından yaralı dönerken, Müslümanlardan boşalan şehir merkezindeki bir tek Ermeni bile, bir lokma ekmek vermemiş kendisine… O düşman bakışların arasından geçip Trabzon’a emekleyerek dönerken, at pisliklerindeki arpa tanelerini seçip yiyerek hayatta kalabildiğini anlatırmış.

Bugün Türkiye’yi de PKK üzerinden aynı akıbete sürüklemeye çalışıyorlar. Bir zamanlar Ermeni isyancılar eliyle Osmanlı’yı yıkmak için yapılanın aynısını şimdi PKK ve ülke içinde yuvalanan destekçileriyle Türkiye’mize yapmak istiyorlar.  Bu vatanda bağımsız ve güçlü olmamız kimsenin işine gelmiyor.

Şu andaki gençliğimizin büyük kesimi… Yaklaşan felaketten habersiz, şehvette, oyunda oynaşta! Umarsız. Terörü bitirmeye çalışan vatan evlatlarımız şehit oluyor gözlerimizin önünde de, televizyonlara çökmüş sorumsuz kalabalıklar, terörü alkışlıyor. Senin namusun gidecek, anan, bacın, özgürlüğün, vatanın, her şeyin gidecek, vatan evlatlarını sahiplenmezsen. Ordunun gücünü kaybedersen, dinin, namusun, malın, canın, her şeyin gider. Yalvara yakara dua etmiyorsun. Allah’ın Kahhar ismi tokadını bir vuracak da devirecek tüm bu düzeni sen böyle umarsız devam edersen ey gençlik. Sorumsuzluğun yüzünden sürüler gibi telef olduğunda, kimse gözyaşı dökmeyecek senin ardından. Bu sersem uykundan uyanman için ne olması lazım?

Allah ebedi açlık içinde kahru perişan eylesin, zalim Esat, açlıktan ölen o masum çocukları kast ederek, “Elimde köpek mamaları var!” diyormuş.  Bakalım sen cehennemde ebediyen ne yiyeceksin. Az kaldı, Azrail senin de ümüğünü sıkacak bir gün.

Diyanet İşleri Başkanının verdiği bilgiye göre Müslüman coğrafyada son 10 yılda yaklaşık 12 milyon kişi öldürülmüş ve 150 milyon çocuk yetim kalmış. Ne büyük facia! Bu cinayetlerin belki de çoğunu Müslümanlar kendi dindaşlarına karşı işlemiş. Mezhepçilik yüzünden. Ümmetin bu hale gelmesi, ümmetin paramparça olması, ulemanın ve sorumluların yüreklerimizi Kuran’ın liderliğinde buluşturmamasının sebep olduğu büyük felaket!

Bizi böyle parçalayıp birbirine düşüren tarihin büyük fitnelerinin tüm failleri öteki dünyada hesaplarını verecekler. Fakat biz şimdi bunun tartışmasında değiliz ve buna karşı elimizden bir şey gelmiyor. Şu an hepimize düşen, ayaklar altında kalan mazlumların yardımına yetişmek için elimizden geleni yapmaktır.  Bu bizim fitnelerle birbirimizi yok etmemizi bekleyen Batı medeniyetinin yapacağı şey değildir.

Şimdi ben kendi adıma yaptığım şeylerden birini takipçi kardeşlerimden de isteyeceğim. Bölgeye yardım ulaştırmaya çalışan kuruluşlarımız vardır. Siz hangisini biliyorsanız, hangisi ile çalışıyorsanız fark etmez. Ben şu an kolayıma geldiği için bildiğimi söyleyeceğim: IHH’nın canlarını tehlikeye atarak yardım ulaştırmaya azmeden bir kuruluşumuz olduğuna tanığım ve buna inandım.  Bu kuruluş üzerinden savaş ortamındaki yetimlere, muhtaçlara yardım ulaştırabiliriz.

Şu sıralar çok acil bir ihtiyaç, Suriye’nin Madaya şehri abluka altında, insanlar açlıktan erimiş, tükenmiş çocuklar… Suriye’nin izniyle ve Birleşmiş Milletler gözetiminde şehre girilebileceğini ve mahsur kalanlara gıda yardımının artık ulaştırılabileceğini  öğrendik.

Şu an acil olan, açlığa karşı un. 1 SMS 5 TL imiş ve 55 TL’ye bir çuval un gönderebiliyorsunuz. Bir çuval un 500 kişilik ekmek ediyor. 2 bin kişilik ekmek için de 220 TL göndersek ne olur?  İster Un veya MADAYA yazarak 3072’ye SMS’ler gönderin… İsterseniz de http://www.ihh.org.tr/ adresinden sayfaya girip abone olup, kredi kartınızla, acil yardım sekmesindeki un bölümünden paranızı online havale edin. Böyle zamanlarda mazlumlara yapacağımız yardım zor zamanlarda kendimize ve evlatlarımızın geleceğine yapacağımız yardımdır.

Hepimiz sorumluyuz. Biraz daha tasarrufla, azıcık daha dikkatli ve iktisatlı davranarak pekâlâ biriktirebilir ve birikimlerimizi yardımlara yetiştirebiliriz. Bizim milletimiz dünya milletleri içerisinde mazlumlara yardımcı olmakta en cömert milletti ve inşallah öyle olmaya devam edecek. Dr. Muhammed Bozdağ